Yapay Zeka, Bana Mutluluğun Resmini Çizebilir misin?

Yapay Zeka, Bana Mutluluğun Resmini Çizebilir misin?

ATP Ar-Ge/İnovasyon – Dr. Alper Öner

1950’li yıllardan beri üzerine çalışmalar yapılan, bilimkurgu filmlerinin konusu, insanlığın kaderini değiştireceği düşünülen yapay zeka etkisini hayatımızda göstermeye başladı. Günlük hayat verilerinin toplanmasının artışı ve bilgisayar kapasitelerinin yükselmesi yapay zeka çalışmaları için uygun ortamları oluşturmaktadır.

Yapay zekanın neler yapabileceğini hepimiz artık hayal edebiliyoruz.  Sağlık sektörünü düşünecek olursak hastalıkların teşhisini koyan, hastaların tedavisini hatta ameliyatını yapabilen bir yapay zeka karşımızda. Evimizde enerji kullanımımızı optimize eden, ev işlerimizi yapan ve alışverişimizi en uygun marketten haberimiz bile olmadan tamamlayan bir yapay zeka! Evimizden işe insansız araç ile giderken iş planlamamızı yapan, bilmediğimiz bir dilde iş görüşmesi yapabilmemizi sağlayan, hatta yerimize görüşmeyi  yapabilecek yapay zeka hayatımıza girmek üzere.

Yukarıdaki örneklerin bir kısmı bilimkurgu filmlerini andırsa da, en çok kullanılan sosyal iletişim ağlarının ve dokunmatik ekranlı akıllı telefonların yaklaşık 10 yıl önce hayatımıza girdiğini hatırlayalım. Dünyada toplanan verinin büyük kısmının son birkaç senenin verisi olduğu göz önünde bulundurulduğunda insanlık tarihinde“yeni bir çağ” başladığı sonucuna varabiliriz.

Büyük ekonomiler yapay zekanın gücünün farkındalar ve gelecek ile ilgili planlarına dahil etmiş durumdalar. ABD, yapay zekanın teorik liderliğini yapmakta iken, Çin ise vatandaşlarından topladığı sınırsız verilerle yapay zeka uygulamalarında liderliği ele geçirmektedir. Endüstri 4.0 ile imalat sanayinin teknolojik liderliğini pekiştiren Almanya, yapay zeka çalışmalarında geriye düşmemek için geçtiğimiz ay 3 Milyar euroluk teşvik paketi açıkladı. ABD, Avrupave Uzakdoğu yeni kurgulanan ekonomik düzende kuvvetli olabilmek için tüm hızla çalışmalarını sürdürmekteler.

Başlıktaki sorumuzu cevaplayacak olursak; Evet!  Yapay zeka, hayatımızı yaşarken toplanan veriler ile her birey için mutluluk ifadesini bile somutlaştırabilecektir.  İzlediğimiz filmler, tiyatrolar, hoşumuza giden yemekler, okuduğumuz kitaplar, yaptığımız sporlar kısaca bizi mutlu eden her türlü hobi, bugün matematiksel olarak yapay zeka ile modellenip daha sonrasında istediğimiz formatta yeniden üretilebilir. Geçtiğimiz günlerde Çinli bir telefon üreticisinin yapay zeka ile kuzey ışıklarından senfoni müziği bestelemesi buna güzel bir örnek olarak verilebilir.

Şuan yapay zekanın fantastik bir hayal dünyası olduğu düşünülebilir ancak tarih bu tarz düşünceler ile doludur. Çok zeki, başarılı insanlar bile işlerine fazla odaklanırken büyük resmi kaçırabilirler. 1977 yılında World Future Society’nin Boston toplantısında, zamanın başarılı şirketlerinden Digital Equipment Corparation kurucu başkanı Ken Olson’ın öngörüsü güzel bir örnektir:


Bireylerin evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir sebep yok.

Kendi sınırlarını aşıp yaratıcı fikirler üretmek kolay değil, seneler süren başarılı bir kariyerden sonra. Hayal dünyamızın sınırları ile oluşacak bu yeni çağda,yapay zeka yarışına girecek ülkelerin, hayal gücü en yüksek düzeyde olan çocuklarını ve çalışkan gençlerini itici gücü olarak kullanacağı aşikardır. Bu yönde toplumda bir çok aktöre görevler düşmektedir:

Devletler, geleceği şekillendirecek çocuklarını bu yeni çağa hazırlamalı.

Üniversiteler,  en yeni teknikleri, teorik bilgi ile harmanlayarak gençlere aktarabilmeli.

Özel sektör, gençlerin yaratıcı zekalarından faydalanarak hayal ettiklerinin gerçekleşmesi için uygun iş koşullarını hazırlamalı.

Son 20 yılda yeniliklerin kırıcı gücünü algılayamayan ve yeniliğe yatırım yapma riskini alamayan dünyaca tanınmış şirketler, aslında en büyük riski almış olduklarını ancak tarih sahnesinden silinirken anlayabildiler.  Değişimlerin sürekli ivme kazandığı dünyamızda toplumlar en kısa zamanda geleceğin teknolojilerine olan yatırımlarını ve yapılarını planlayarak, hayata geçirmelidir.  Aksi takdirde yapay zeka teknolojisini üretemeyen toplumlar için  mutluluk modellemek pek kolay olmayacaktır.

No Comments

Post A Comment